TÜRK-İSLAM ÂLEMİNİN UFKUNU AÇAN BİR DEVLET ADAMIYDI.

Babası Ağır Ceza Hâkimi olan Necmettin Erbakan, 26 Ekim 1926 tarihinde Sinop’ta doğdu. Babasının görevi nedeniyle eğitimini çeşitli illerde sürdürmek zorunda kalan Erbakan, Anadolu insanını daha yakından tanıma imkânı buldu. Çocukluğundan başlayarak gençlik yıllarında Türkiye’nin her yerinden pek çok arkadaşı, dostu oldu. Onun, bu illerdeki yaşantısı, gözlemleri ülkesine ve milletine olan bağlılığını artırdı.

Erbakan Hoca, ileri yaşlarında lider olma hissiyatını ve gerçeğini çocuk yaşlarda hissetmiş olmalı ki,  eğitim ve öğretim yıllarını azimle ve derecelerle dolu geçirdi. 1,5 yılda 3 tez yazdı. Türkiye’nin en genç doçenti oldu. İlk yerli otomobil üretimi için gümüş motoru kurdu. Döneminde dikta gibi görünen Silahlı Kuvvetlere sanayi konferansı verdi. 1970’de Milli Nizamı kurdu. 4 yıl koalisyon ortağı oldu. Ve 54. Hükümetin Başbakanı oldu. Bütün bunları yaparken bir ad uğruna değil, insanlığa hizmet etmenin vakur ve bilincini yaşadı.

Erbakan Hoca’nın İslam’a ve Türk siyasetine katmış olduğu değer ölümünden sonra anlaşılmıştır, diyen Şenocak şunları söyledi:

 “Zorluklardan yılmayan, her engeli başarı ile geçen ve yaşamı boyunca hakka hizmet noktasında hep halkı ile bütünleşen nadide bir liderdi. O, hem Türk siyasetine hem de dünya siyasetine damgasını vurmuş değerli bir şahsiyetti.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çocukluk yıllarında başlayan siyasi rotası, gençlik ve olgunluk çağına kadar hiç sapmadı. İslam ve insanlık adına dünyaya Türk zekâsını tescil ettiren, yeri geldiğinde konuşma ve ikna kabiliyeti ile elini masaya vurabilen değerli bir siyaset adamı oldu.

Olaylar karşısında tepki vermeyen, olmuyorsa bizim göremediğimiz bir hayır, oluyor ise de yine bizim anlam veremediğimiz bir güzellik vardır, diyerek hayata hep pozitif baktı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hayatı boyunca kendisine yapılan haksızlıklar karşısında yüreği kan ağlasa da dimdik durmayı başarabilen ender bir insan bir lider oldu. O, hak-batıl mücadelesini dik durarak verdi. Kimseye kızmadı, kimsenin kuyusunu kazmadı.

Kendisine karşı yapılan her türlü haksızlık ve zulüm karşısında edebi ve vakurlu duruşu ile çizgisini bozmadı. O, aklı, ilmi ve olgun kişiliği ile kuyusunu kazmaya çalışanların bile hayranlığını kazandı. O, mücadelesinde kızgınlığına, bir takım heveslere kapılmadı. Aksine akılcı yaklaşımı ve bilimselliğiyle mücadelesini sürdürdü.

Kıbrıs barış harekâtında gösterdiği gayret ve isimsiz kahramanlık, Kıbrıs’ın bu gün ki huzuruna vesile olmuştur. Erbakan Hoca için siyaset sadece mecliste değil, İslam coğrafyasında zulme uğrayan insanlık için kaygı duymaktan geçer.”

24 Şubat-02 Mart tarihleri arasının Erbakan Haftası ilan edilmesi ve Erbakan’ın, sevenleri ve vatandaşların geniş katılımıyla çeşitli anma geceleri, sempozyumlar, Kur’an tilavetleri ve mevlit okutularak anılacak olmasının sevindirici olduğunu, bu vesile ile merhum Hoca’nın hayatı, gençliği Türk siyasetine katkısı daha iyi anlaşılacaktır, diyen Şenocak açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

 “Erbakan Hoca’nın ölümünün 3. yıldönümünde sevenlerinin özlemini dile getirmesi boşuna değil, bunun bir nedeni var. Rahmetli Hoca’nın sadece ölüm yıldönümünde değil, her an, her saat, her gün anıldığının bilincinde olmak gerek. Zira o, insanları incitmekten korkan, son derece nezaket ve saygı çerçevesinde davranan, hoş görülü, mütevazi ve merhametli bir insandı. Türk siyasetine çok şey vermiştir. Siyaseti ondan öğrenenlerin bile, rahmetli Hoca’nın adının anıldığı yerde yüzünün kızardığını görürsünüz. O, devletine ve milletine sadakatle bağlı bir insandı. Türk ekonomisi onun sayesinde bir hayli ilerlemiştir. Rahmetlinin “Milli Görüş” fikri iyi analiz edilebilse, ülke kaynaklarının iyi yönetilmesi ve işletilmesiyle Türkiye’nin batıya bağlı kalmadan dünyanın en büyük ve güçlü ülkesi haline gelebileceği anlaşılır.”

Şenocak açıklamasını şu şekilde tamamladı:

“Büyük dava ve ilim adamı Erbakan Hoca öldüğünde onu yüz binler Hakk’a uğurladı. Kimi Erbakan yazan atkısı ile kimi şapkası ile hatta 80 yaşındaki dedelere kadar gözyaşları ve hüzün içinde son yolcuğuna uğurlamak için camii avlusunu doldurdu. Milyonlarca insan seli aktı cadde ve sokaklardan. Sevenleri tekbirlerle gözyaşına boğulurken, onu sevmeyenler bile saygıyla şapka çıkarmak zorunda kaldı. Çünkü Türk siyasetinin kilit adamı yoktu artık. İsrail devletini, Yahudiliği, siyonizmin varlığını ve tehlikeli oyunlarını ondan öğrendiler. İmam-Hatip Liselerinin bekasını sağlayarak imanlı nesillerin yetişmesine öncülük etti. Müslüman ülkeleri bir araya getirebilmek için D-8’i kurdu. Türkiye’nin siyasi, iktisadi ve kültürel bağımsızlığı için mücadele etti. Ülkeyi yabancı sermayenin oyunlarından kurtarmak için Anadolu sermayesini ayağa kaldırdı. O, öyle bir dava adamıydı ki, yasaklara, baskılara, cezalara boyun eğmedi. İnandığı davaya kendini feda etti.

Onu, dualarla, Kur’an tilavetleriyle sevgiliye uğurlarlarken, ardından onun şu güzel sözlerini dünya âleme ve insanlığa haykırıyorlardı: ‘Onlar zannediyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Ama biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar zannediyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hayır, bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdanlarından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar, tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.’

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hayatı mücadele ile geçti. Hayata gözlerini yumduğunda sadece Türkiye’de değil, dünya ülkelerinde saygıyla anıldı. Pek çok İslam ülkesinde, Mekke ve Medine’de gıyabi cenaze namazları kılınarak tekbir ve dualarla ardından gözyaşı döküldü. Dünya ülkelerinin temsilcileri cenazesinde hazır bulunarak ona son görevlerini yapmak için birbiriyle yarıştılar. Onu sevenler, Hoca’yı Rahmet-i Rahman’a tekbirler, salâvatlar, dualarla uğurladı. Milyonlar, İslam ümmetinin can dostu, mazlumların sesi, gayrimüslimlerin saygısını kazanmış bu büyük ilim ve dava adamını, Türk siyasetinin en renkli kişiliğini, en saygın ve sevilen insanını ebedi istirahatgâhına böyle uğurladı.

Erbakan Hoca demek, ‘Bazen Elif gibi yalnız kalmak ama yine Elif gibi dik durmak demektir. Bir ömür ve bir destan demektir.’

Kendisini rahmetle, şükranla anıyorum. Mekânı cennet olsun.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Menü
 
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
İletişim
Bize Ulaşın
0312 232 70 20
[email protected]
Din-Bir-Sen | Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı (GMK Bulvarı) No:39 / 20-21
Maltepe Çankaya / Ankara
Tel :+90 312 232 70 20
Fax :+90 312 232 70 21
Gsm:+90 530 505 63 36

[email protected]

 

Vergi Dairesi : Mithatpaşa V.D.        Vergi Numarası : 879 062 1718
IBAN NO : TR56 0001 0004 7152 5286 9150 01


 

© 2012 Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.net