İdam İstiyoruz

ÇALIŞAN – SEN VE DİN-BİR-SEN GENEL BAŞKANI YUSUF ÖZDEMİR BASIN AÇIKLAMASI YAPTI.

Çalışan – Sen ve Din-Bir-Sen Genel Başkanı Yusuf ÖZDEMİR, son günlerde ülkemizin gündemini sıkça meşgul eden çocuk kaybolmaları, istismarlar ve buna bağlı olarak işlenen insanlık dışı vahşi cinayetlerin önlenmesine yönelik, caydırıcı tedbirlerin en başında gelen “İdam Cezası ya da kimyasal hadım cezası”’nın bir an önce meclis gündemine alınarak uygulamaya konulması, yürekleri yanan anne-babaların ve vicdanı yaralı ülke insanımızın acılarının hafifletilmesi açısından son derece gereklidir.

Genel Başkan Özdemir açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Uzun zamandır Ülkemizin gündemini meşgul eden bu tür hadiselerin aslında bireylerde oluşan dini ve ahlaki çöküntünün getirdiği ruhu bunalımların bir sonucu olduğunu görmek mümkündür. Dini ve Ahlaki değer yargılarından uzak bireylerin kararan vicdanlarının yaptıklarının doğruluğunu ya da yanlışlığını sorgulamak gibi bir özelliğinin olması mümkün değildir. Yaratanın en güzel vasıflarla donattığı insanın, ahlaki değer yargılarından uzaklaştığında toplumun tüm değerlilerine karşı önü alınamaz bir saldırganlık ve zihniyet sapkınlığı içinde olduğunu görmekteyiz. İnanç değerlerine sahip olan bireyin merhamet ve şefkatli olma özelliği gelişmiş olacağından Yaratanın var ettiği hiçbir canlıya karşı zulüm, saygısızlık, vicdansızlık ve hürmetsizlik eden özellikte olması mümkün değildir. Bu itibarla toplum vicdanını yaralayan bu tür hadiselerin önlenmesine yönelik olarak, önceliğin eğitimden geçtiği açık bir gerçektir. Bu yüzden bireyler üzerinde etkili olduğu tespit edilen gerek tv de yayımlanan, gerekse sinemalarda gösterimde olan ve gerekse diğer görsel medyada gösterimde olan filmlerde şiddet, tecavüz ve adam kaçırma gibi olayların işlenmemesi gerektiği de apaçık ortadadır. Öncelikle aileler çocuklarına dini ve ahlaki eğitimin yanı sıra mutlaka değerler eğitimi olarak bilinen eğitimleri aldırmaları büyük önem arz etmektedir.”

“Diğer yandan bu tür olaylar sebebiyle toplumumuzda oluşan kin ve nefret duygusunun toplumsal bir patlamaya dönüşmeden bir an önce geç kalınmadan tedbir alınması zorunlu gözükmektedir. Zira son günlerde sıkça yaşanan çocuk kaybolmaları ve neticesinde uğradıkları istismarlar ve devamında işlenen hunharca cinayetler ile benzer şekilde hayvanlara yapılan işkenceler gibi toplumun sinir uçlarına dokunan olayların sanki gizli bir el tarafından organize edildiği izlenimi de oluşmaktadır. Bu nedenle bu tür olayların perde arkasının iyice araştırılması ve asıl maksadın iyice analiz edilmesi zorunludur. Hayatımızın içinde bulunan ve elimizden hiç düşürmediğimiz akıllı telefonlar sayesinde elde ettiğimiz sosyal medya aracılığı ile paylaşımda bulunan bir çok yakınımızın en az bir defa “idam cezası”‘nın geri getirilmesi yönünde paylaşımda ve yorumlarda bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak, toplumun bilinçli bir şekilde belirli yöne doğru kanalize edildiği yargısının oluşmasını doğrular niteliktedir.”

“Çünkü bu tür hadiseler karşısında caydırıcı tedbirler almakta refleks gösteremeyen iktidar sahiplerine karşı toplumun bir süre sonra bir adım daha ileri yönlendirilerek,  idam ve benzeri caydırıcı tedbirler ile ilgili taleplerini dile getiren gösteriler tertip ettirilmesi planlanmakta ve neticesinde de taleplerin karşılanmadığı bir iktidar profili ortaya çıkarılarak etkili bir yıpratma yolu izleneceği yargısı oluşmaktadır. Buna benzer olayların son günlerde uygulanan göçmen politikaları nedeni Almanya’da da görüldüğü bilinmektedir.”

“Bütün bu olayların görünen ve görünmeyen yönlerinin iyice araştırılarak toplumumuzda oluşan “idam cezası ya da kimyasal hadım cezası” talebinin karşılanması, ülkemize karşı yapılan bir plan varsa onları boşa çıkarma adına son derece önem arz etmektedir. Ayrıca birkaç yıl önce hunharca katledilen Özgecan Arslan, Hande Kader ve  Münevver Karabulut cinayetlerinin sonrasında caydırıcı kararların uygulanmaması ve benzer olayları yargılayan hakimlerin, canileri ve mütecavizleri yargılarken iyi hal indirimi diye saçma sapan   uydurma gerekçeler ile yargılama yapmaları yerine caydırıcı tedbirleri cesurca uygulamaları konusunda gerekli tüm kanuni tedbirler alınmalıdır. Zira mevcut yasaların toplumu derinden etkileyen bu tür elim hadiseler karşısında sergilediği karnesi hiçte iyi değildir. Bu yüzden bir sivil toplum kuruluşu olarak devletimizden isteğimiz, caydırıcı kararların bir an önce alınarak benzer olayların tekrar edilmemesi için  “idam cezası ya da hadım cezası”’nın getirilmesini istiyoruz.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Menü
 
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
İletişim
Bize Ulaşın
0312 232 70 20
[email protected]
Din-Bir-Sen | Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı (GMK Bulvarı) No:39 / 20-21
Maltepe Çankaya / Ankara
Tel :+90 312 232 70 20
Fax :+90 312 232 70 21
Gsm:+90 530 505 63 36

Vergi Dairesi : Mithatpaşa V.D.        Vergi Numarası : 879 062 1718
IBAN NO : TR56 0001 0004 7152 5286 9150 01


 

© 2012 Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.net