İnsanlık Onuru Ayaklar Altında

Çalışan-Sen ve Din Bir Sen Genel Başkanı Yusuf Özdemir, Onur yürüyüşüne katılanlar ile karşısında oluşan bloğun davranışlarını değerlendirdi:

Onur, insanlığın sahip olduğu ahlaki değerler bütünüdür.  
Her ne kadar onur, dinlerce temsiliyet ve tarif edilen ahlaki özelliklerle şekillendirilse de yönlendirilmediği sürece insanın özünde kendini çoğunlukla vicdan olarak hissettiren en tabi ve en güçlü insani davranış kalıbıdır.

Eşcinsellik masumiyetin ötesinde yeni  sömürü düzeninin psikolojik savaş şeklidir.
Bu psikolojik savaşın bir ayağı da cinsel kimlik bunalımı içinde yaşayan eş cinsel bireylerin başlattığı sözde “onur yürüyüşü” isimli ahlaka başkaldırı isyanıdır.
Bu isyanın temeli de her zaman olduğu gibi bozulan toplum düzeni içinde filizlenip serpilmektedir.
Eşcinsellik ne tedavi edilmeyi gerektiren bir hastalık ne de saygı duyulmayı gerektiren bir davranıştır. Eşcinsellik ahlak bunalımı yaşayan bireyin ailesel ve çevresel elverişli ortam içerisinde özüne aykırı cinsel yönelimidir.

 İslam tıpkı modern tıpta olduğu gibi eşcinselliği hastalık olarak tasvir etmez.
Eşcinsellik bir hastalık olmayıp yaşanılan bir durum olduğu için tıbbi tedavisi bulunmamaktadır. Hastalıktan öte eşcinsellik ayetlerde, “hayasızlık, azgınlık, hakka başkaldırı hali, sınırı aşma, utanmazlık, fasıklık” alametleri ile birlikte bir kimlik bunalımının insanlığa meydan okuma hali olarak tasvir edilir.
Eşcinsellerin bu durumu dinimiz ve insanlık açısından hoş karşılanmasa da kendi halinde gayri ahlaki davranış kalıpları sergileyen bireye, kimsenin olumsuz müdahalesi bulunmamaktadır.
Aleniyete dökmediği sürece her birey gibi bu tür hoş olmayan davranışta bulunan bireyler toplum ve hukuk önünde eşit muameleye tabi olmuş gereken saygıyı da görmüşlerdir.
Lakin adına “Onur yürüyüşü” ismi verilen bu tür etkinlikler “bir kısım insanların haklarının gasbedilmesi, hukuk önünde uğradıkları eşitsizlikten” öte insanlığa başkaldırı eyleminden başka bir şey değildir.

Arka planda var olan şer niyet “onur” adıyla perdelenmektedir.
Nihayetinde şeytanda  ilk insanı “melekleşmek ve ebedi hayat” vaadiyle kandırmıştı. Bu gün şeytan ve dostlarının aynı şekilde kendi yalanlarını “onur” adı altında gizlediği aşikardır.
Yapılan yürüyüşe “onur” adının verilmesi hak talebinden ziyade yeni kitleleri aldatmakla kendi mahallerine çekme ve arzu edilen karşı koyma gücüne ulaşma hevesidir.
Her ahlaki sapma içerisinde olan insan  gibi Eşcinseller de azınlıkta kaldıkları sürece kendi hallerinde yaşarken ortamın gevşediği ve organize hale geçtiklerinde sahip oldukları psikolojileri, “Kendileri gibi olmayanlara psikolojik baskı, kendileri gibi olmayan herkesi kendilerine dönüştürme, kendilerine meydan okuyanlara karşı koyma hatta daha da hukukun işlerliğini yitirdiği anlarda güç kazandıklarında öldürme” şeklinde gerçekleşir ve gerçekleşecektir.

Eşcinselliğin tedavisi, karşılıklı yumrukların ve dişlerin sıkılmasından ziyade bireysel ve toplumsal bilişsel terapiyle mümkün olacaktır.
Eşcinsel de olsa her birey, Allah’ın vahyine muhatap olup toplumda o kötülüğün yaygınlaşmaması adına nezdimizde iletişim kurulması gereken bir birey olarak anlam bulur. Nihayetinde Lut (as) eşcinsel toplumu bu davranışından vazgeçirme adına gönderilen bir peygamberdir.
Bilişsel terapide de en güçlü etken elbette imani terapidir. Kur’an eşcinselliğin terkini kararlı olma, geriye dönüşü olmayan bir şekilde bu fiili işlememe, her tür hayal ve hatıratını akla getirmeme olarak kurtuluş yolunu gösterir.
Kur’an bu fiili utanılacak bir davranış olarak görmeyi vurgularken, üzerine taş yığılmış da çıkarılması imkansız hale getirilmişçesine kötülemekle bu fiilin ağza alınmamasını, bu fiili işleyenleri özenti oluşturacak şekilde statü verilmemesini, gözlerden ırak tutulmasını tavsiye eder.

Eşcinselleri aşağılayan, taşlayan herkes onları kullananların amacına hizmet etmektedir.
Maalesef biz Müslümanlar köklü ıslah metotlarını tatbik etmek yerine sadece eşcinselleri dışlamak ve aşağılamakla onları sevkeden şer güçlerin  arzu ettiği ortamı onlara sunmaktayız.
Zaten bu gayri ahlaki fiili yapanların bireysel anlamda herhangi bir hak talebi bulunmamaktadır. Bu yürüyüşü tertip eden organizatörlerin farklı amaçla bu insanları kendi art niyetlerine alet ettikleri açıktır.
Bu konuda İlahiyat Fakültesi’nin değerli üyeleri ile konunun uzmanı  Psikologlar, Felsefeciler, Doktorlar  ve tüm partilerin iyi niyetli siyasetçilerini pişmanlık yaşayan eşcinsellerle bir araya getirerek bu işi kökünden çözecek plan ve programlar yapabilirler.
Elbette dinin ve toplumun hoş karşılamadığı bir fiile hoş bakmak, seyirci kalmak fıtrata aykırı olup boykot uygulamak en makul olan yoldur. Lakin boykot dışında yapılacak her tür bağırma, çağırma, aşağılama, taşlama gibi davranışlar yarayı kaşımak ve işi içinden çıkılmaz hale getirmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir.

Bu gün toplumsal tepkiye rağmen bu yürüyüş her geçen gün sayısını arttırarak büyümeye ve taraf bulmaya başlamışsa boykotun dışında çözüm yolları bulmak kaçınılmazdır.

Siyasetin eşcinseller konusunda takındığı tavır yanlıştır.
Asıl olan çözüm üretmektir. Herşeyi muhalefet mantığı içinde çözmeye alışan biz Türk insanı eşcinselliği de aynı bağlamda ele alınca partisel rekabet sokakta eşcinsellerin yanında veya karşısında durma şeklinde tezahür etmektedir. Bu konu toplumsal bir yaradır. Bireyler acı çekmektedir. Toplumsal her konu gibi toplumsallaşmış bu sorunun da mutabakatla çözülmesi, siyasete alet edilmemesi elzemdir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Menü
 
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
İletişim
Bize Ulaşın
0312 232 70 20
[email protected]
Din-Bir-Sen | Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı (GMK Bulvarı) No:39 / 20-21
Maltepe Çankaya / Ankara
Tel :+90 312 232 70 20
Fax :+90 312 232 70 21
Gsm:+90 530 505 63 36

Vergi Dairesi : Mithatpaşa V.D.        Vergi Numarası : 879 062 1718
IBAN NO : TR56 0001 0004 7152 5286 9150 01


 

© 2012 Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.net