Yusuf ÖZDEMİR
Diyanet’i yıpratma girişimleri

S.S.C.B. dağılmadan önce soğuk savaş vardı. Ülkeler top tüfek yerine yazılı ve görsel medyayı kullanarak algı operasyonları yapıyor, milli ve manevi değerleri yıpratmaya çalışıyorlardı. Ele geçirmek istedikleri ülkelerde bozgunculuk ve fitne çıkararak halkta huzursuzluk ve devlete olan güveni sarsıcı faaliyetlerde bulunarak yıpratmaya çalışıyorlardı. Bunlar etkili de oluyordu.

Son zamanlarda ülkemizde de soğuk savaş dönemini aratmayan çeşitli organize işler devreye sokuldu. Önce halkın güven duyduğu görevlilerin itibarsızlaştırılması için hazırlanan plan devreye sokuldu. Toplumu aydınlatma ve irşat görevinden sorumlu din görevlilerini itibarsızlaştırmak ve kendilerine duyulan saygı ve güveni yok etmek için din görevlileri üzerinden algı operasyonları yapılmaya başlandı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e tahsis edilen makam aracı üzerinden Sayın Görmez ve kurum itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Ardından evinde olduğu iddia edilen jakuzi banyo gündeme getirildi. Ahlaki, dini ve milli şuurdan nasip almamış bir televizyon kanalında bazı din görevlilerinin şahsi hataları üzerinden bütün din görevlileri ‘kötü’ imajı oluşturulmaya çalışıldı. Daha sonra terör örgütleri aracılığıyla halkın dini ibadetlerini yerine getirdiği mekânlara saldırıldı; yakılarak, Kur’an tahrip edildi. Ardından eğitim yuvası olarak bilinen üniversitelerimizde mescitlere ve namaz kılan öğrencilere saldırılar başladı.

Çok geçmeden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in Alevi ve Cem Evleri hakkındaki bir açıklaması üzerinden Sayın Görmez’e yeni bir saldırı planı devreye sokuldu. Sayın Görmez’in ‘’Biz dini statü veremeyiz, statüyü ancak bu yolun bizatihi sahipleri belirleyebilirler. Bizim daima iki kırmızıçizgimiz olmuştur, bundan hiçbir zaman vazgeçmedik. Bir tanesi; Aleviliğin İslam’ın dışında bir yol olarak tarif edilmesi. Çünkü bin yıllık tarih bunu yalanlıyor, doğru olmadığını ortaya koyuyor. İkincisi de; cem evlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi." Açıklaması üzerinden Aleviliğin din olarak kabul edilmesi ve Cem Evlerine ibadethane statüsü verilmesi şeklindeki talepler sıralanarak Kur’an-ın hükümlerine aykırı ve mesnetsiz yeni bir saldırı başladı.

Sayın Başkan, “Biz dini statü veremeyiz” derken, dinin sahibi olan Allah’ın yerine dini statü verme yetkilerinin bulunmadığını ifade etmek istemişti.  Kandırılan bilgisiz insanlar, bir insanın çıkıpta şu dindir, bu din değildir, diyemeyeceğini düşünmeden bu alçak saldırıya alet oldu. Konuşmanın din bilimleri açısından bir sakıncası bulunmamakla birlikte, toplumu bölmeye ve ayrımcılığa neden olacak tehlikeli bir saldırıydı. Bu saldırıyı yapanlar, Alevi vatandaşların Müslüman oldukları gerçeğini göz ardı ederek, sanki onların başka bir dine mensup olduklarını ima eder gibi yanlış ve tehlikeli bir söylemin ve eylemin içine girdiler.

Aynı günlerde toplumda tepkilere neden olan başka bir plan uygulamaya girdi! Bir soruya, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesi üzerinden “Bir baba, öz kızına karşı şehvet duyguları besleyebilir” şeklinde fetva verildiği haberleri basında ve internet haber sitelerinde yer aldı. Babaları evlatlarından utandıran bu iğrenç fetva üzerine Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Sayın Ekrem Keleş, böyle bir fetvanın kesinlikle olmadığını ve olamayacağını söyleyerek, “…Alınan güvenlik hizmeti raporuna göre Din işleri Yüksek Kurulumuzun sitesi son günlerde pek çok saldırıya maruz kalmıştır. Başkanlığımızın temel ilke ve prensipleriyle tamamen tezat teşkil eden, Başkanlığımıza ve yüce dinimiz İslam’a yönelik olumsuz algı oluşturmak amacıyla planlanan bu edep ve ahlak dışı sabotajın sorumluları en kısa zamanda tespit edilerek, adalete teslim edilecektir." Açıklamasında bulundu.

Dini bilgilerin tüm gerçekliğiyle öğretilmesinden yana olan ve toplumu bu yönde eğitmek amacıyla çok değerli hizmetlerde bulunan Sayın Görmez hakkındaki mesnetsiz iddia ve karalamaların art niyetli olduğu ve ana hedefin Müslümanlar üzerinden İslam dinini ve bu dini geliştirmeye ve yüceltmeye çalışan kurum ve mensuplarını yıpratmak olduğu ortadadır.

Sayın Görmez, Müslümanların yaşadığı topraklarda İslam’ın hâkim olması için çalışan, Müslümanların dini bilgilerini öğrenmeleri için ciddi projeler üreten ve uygulayan bir âlimdir. Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmalarına baktığımız zaman bu hizmetler açıkça görülecektir. Popilist söylemlerden uzak duran Sayın Görmez, çalışmalarıyla adından söz ettiren bir âlimdir. Diyanet, son yıllardaki çalışmalarıyla çok ciddi değişimlere neden oldu. Dünyada İslam’ın diriliş hareketine öncülük eden, Türkiye’nin bu dirilişin hareketinin öncüsü ve lideri haline gelmesini sağlayan Sayın Görmez, Türkiye’yi bu anlamda yüceltti. Sınırlarımızda meydana gelen elim olaylar nedeniyle Müslümanların acı çekmemesi ve Müslümanların birbirinin kanını akıtmaması için İslam âlimlerini bir araya getirerek İslam penceresinden ülkemizin görüşlerini dile getirdi. İslam kardeşliğine vurgu yaptı. İslam’da terörizmin yerinin olmadığını söyledi. Alevi Sünni kardeştir, dedi. Bugün bu kardeşliği bozmaya çalışarak bunun üzerinden prim yapmaya çalışanların oyunlarıyla karşı karşıyayız.

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez’e yapılan saldırıları vicdansızlık olarak değerlendiriyorum. Doğruluktan ve hakkaniyetten uzak eleştirileri kabul etmiyoruz. Karalama ve yıpratma politikasıyla yalan ve yanlış haberlerle toplumda algı operasyonu yapmaya çalışanların sonu hüsran olacaktır. Diyanet, bin yıllık kardeşliğin teşkilatıdır. Ahlaksızlığın, her türlü iftira ve isnatların, çarpıtmanın, yalan haberin artarak devam etmesindeki amacın Müslümanlar tarafından anlaşılması gerekir. Diyanet teşkilatı, Osmanlı döneminden itibaren milleti ahlak, edep ve dini yaşam ekseninde aydınlatarak ileri medeniyetler seviyesine çıkarmaya çalışan güzide bir kurumumuzdur. Bu kurumun mensupları toplumun önderidir. Yaşamlarıyla örnek olan insanlardır. Bu kurumun yıpratılması, önce bireyleri dinden, ahlak ve edepten uzaklaştırır, sonra da kültürüyle ve öz değerleriyle çürümüş bir toplum meydana getirir. Kendi öz kültüründen uzaklaşmış olan milletin dünyada sözü dinlenmez. Gücünü ve itibarını kaybeder. Çeşitli çevrelerce dini kurumların yıpratılmaya çalışılmasındaki amaç budur.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yolsuzluklarla ve ahlaken kabul edilemeyecek fetvaların kaynağı gibi gösterilerek yıpratılmaya çalışılması yeni değil. Daha önce de bu çirkin saldırılar oldu. Ancak dinine saygılı ve geçmişine sahip çıkan sağduyulu toplumumuz bu saldırılara gereken cevabı verdi. Bugünde içinde bulunduğumuz durum ve koşullar incelendiğinde böylesine çirkin saldırıların yapılması manidardır. Bu itibarla Diyanet teşkilatını yıpratma girişimlerinin planlı ve organize bir şekilde arttığına tanık oluyoruz. Diyanet teşkilatını yıpratmaya çalışanların terör örgütlerinden bir farkı yok. Toplumumuzun bu teşkilattan beklentisi, umudu var. Bu umutları kimse tüketemeyecek. Buna izin vermeyeceğiz. Toplum olarak milli ve manevi değerlerimize ve kurumlarımıza sahip çıkacağız. Fikirlerimizle, kalemimizle mücadele edeceğiz ve elbet bir gün bu hayâsızlara, organize işleri planlayan ve uygulamaya koyanlara hak ettikleri dersi vereceğiz. Allah (c.c) inananlarla beraberdir.

Yusuf ÖZDEMİR yazarın diğer yazıları
KÜRESEL ŞER ODAĞI TERÖR…
17-12-2016 tarihinde eklendi
Osmanlı’daki irfan geleneği…
09-07-2016 tarihinde eklendi
Mü’min’e Dünya gurbettir!
16-06-2016 tarihinde eklendi
Diyanet’i yıpratma girişimleri
18-01-2016 tarihinde eklendi
Sendikacılıkta ahlak ve erdem kavramı…
10-12-2015 tarihinde eklendi
Menü
 
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
İletişim
Bize Ulaşın
0312 232 70 20
[email protected]
Din-Bir-Sen | Özerk Diyanet Vakıf Çalışanları Birliği Sendikası

Gazi Mustafa Kemal Bulvarı (GMK Bulvarı) No:39 / 20-21
Maltepe Çankaya / Ankara
Tel :+90 312 232 70 20
Fax :+90 312 232 70 21
Gsm:+90 530 505 63 36

Vergi Dairesi : Mithatpaşa V.D.        Vergi Numarası : 879 062 1718
IBAN NO : TR56 0001 0004 7152 5286 9150 01


 

© 2012 Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.net